Rüzgar Gülü
Film ilk önce fotoğraf karaleriyle başlıyor yavaş çekim halinde 10 -15 dk sürüyor ve sanatsal bir film olduğunu böylelikle bize yansıtıyor…Hollywood filmlerine alışkın eğlenmek için ve zaman geçirmek için gidenlere sıkıcı bir film tarzı olarak görünebilir. Hatta ilk bölümüne alışan fakat ikinci bölümden sıkılanları bile duydum. Benim içinse mi? bana sıkıcı gelmedi belki reklamcı bir kızın varlığı ya da neden mutlu olmadığı her şey güzel giderken birden tersine dönmesi…belki de beklenmeyecek davranışlarının nedenini aradığım için olabilir. Görsel yönü çok dikkatimi çekti ve etkileyici geldi ilk fotoğraf kareleriyle filmi işleyişi de bana farklı göründü. Filmi sorgulayarak izliyorsanız, biraz boşlukları doldurma isteği varsa içinizde bir şekilde sizi sürükleyecektir.
Boktan hayatta her şey kötüyse, dünya kimsenin umrunda olur mu?
Peki dünyanın sonu gelse son dakikalarınızı nasıl geçirmek isterdiniz?
Çok mu sorgulayıcı oldu o zaman dünyamızdan Melenkolia gezegeninin çarpmadan geçmesini diliyorum.
Kitabı elime ilk aldığımda, otobüste kendi kendine gülen bir deli gibiydim. Anneannem ile geçirdiğim zamanları hatırladıkça kitaptaki cümlelerle daha bir içten ve sıcak bir iletişim kurdum. Daha sonraki öyküler daha az yüreğime dokundu, erkekçe ergenlik döneminin zamanlarına geçiş yaptık cümlelerle ama sade içtenlik ve o zamanların anılarına dönüşmesi sıkıcı gelmedi bana…
Bir gencin gözünden dünyanın izlenimleri ve psikolojisi hoşuma gitti, herkesin kendince olgunlaşmaya başlayan değerleri, çevreye gösterdiği tepkiler, aile ilişkileri çok çocukça, çok doğaldı. Öyküler kısa ve öz görünürler ama anlamları ve söylemek istedikleri kısalığından daha fazladır. Düşünmeni sağlarlar ucu açıktır, sen ne anladınsa tarzında yaklaşır. Kitabın inceliğine aldanmamak gerekir ne zaman biteceği senin okumandan çok o öyküye sürüklenme zamanına bağlıdır.
Kısacası, bu erkek hikayeleriyle o yaştaki gençlerin dünyasına girebilmek farklı bir deneyimdi. Benim mahallemden izler taşıyordu, hiç yabancılık çekmedim hatta kareleri gözümde canlandırdım 2012 ‘de böyle bir gençliğin yanı başımda olduğunu keşfetmek paha biçilemez bir psikoloji :)
Yazı yazmak istemezsen, al eline kazmayı kaz.”
Orhan Veli - Bütün Kitapları
Şiirin tadını ve kokusunu keşfetmiş gibiyim.Ansızın karşıma çıkan bir Orhan Veli’yi tanıyorum, her sabah ya da her akşam onun şiirleriyle günü yaşamak başka bir duygu…
Şiirler, insanlara kısa ve çarpıcı yaklaşımlarıyla hayatın hiç düşünülmemiş veya görülmemiş yanlarını gösterirler. Ben şiirleri okurken çok obur bir kişi oluyordum bir çırpıda, bir solukta kitabı bitirme hevesindeydim taa ki düne kadar olan bu akışkanlığımı Orhan Veli’nin şiirleriyle bozdum belki de şiir okumanın farkına vardım. Şiirlerle ruhumun ihtiyacını yavaş yavaş gideriyorum sindire sindire okuyorum, çoğu zaman tane tane vurguluyorum, kendimce günlük vitamin kıvamında her gün en az bir tane okumaya çalışıyorum.
Şiirler, insanların duygularını en açığa vuran bir tür çeşididir bana kalırsa o yüzden cesaret ister, şeffaflık ister, kendini tanımanı gerektirir. Kısa, öz bir sayfada iyi bir gözlem gerektirir. En önemlisi bu özellikleri taşırken duyguları şahlandıran kelimelerle doludur.
Ben ORHAN VELİ’nin şiirlerini okurken neşeli, mütevazi, temel reis gibi ıspanağı seven puf böreğine hayran bir dost gördüm. En güzel yanı;
HAY KAY
Yosun kokusu
ve bir tabak karides,
sandıkburnu’nda
Kıtalarının karşısına bir sandalye çekmek ve sohbet etmek istemektir.
